3 Mart 2015 Salı

43.SAYI (MART - NİSAN 2015)

EDEBİYAT
ORTAMI’NDAN

Bu sayı ile birlikte 8. yılımıza girdik.
Bu süre içerisinde, sayısı pek kabarık olmasa da sadık bir okur kitlemiz oluştu. Bu kitle baş­tan beri artarak devam etti ve bugün de bu artış az çok sürüyor.
Dağıtım büyük sıkıntı. Bu sıkıntı, okur sayısını da etkiliyor elbette. Gelen talepler üzerine dağıtım sıkıntısını aşmaya çalıştık ve önceki sayımızdan başlayarak bu sorunu biraz daha azalttık. Mevcut dağıtım ağımız, Dünya Dağıtım ile birlikte biraz daha genişledi. Dergimizi artık, D&R, Remzi Kitabevleri ve bazı bayilerde de bulabileceksiniz. Tabii, dağıtım ağını genişletmek, dergimizin baskı adedini artırmamıza da neden oldu. Edebiyat Ortamı, artık daha fazla satış yerinde, daha fazla baskı adedi ile okuruna ulaşmaya çalışıyor.
*
Edebiyat Ortamı Yayınları, yayın sayısını hızla artırıyor. Henüz büyük yayınevleri gibi çok sayıda kitap bastığımız söylenemez ve böyle bir iddiamız da yok şimdilik. Dergimiz yazar ve şairlerinin kitaplarını basmakla yetiniyoruz. Yayınevimiz yazarlarına Sadık Yalsızuçanlar, Turan Karataş, Emre Döğer ve Muhammet Safa da eklendi. Böylece, yayın sayımız arttı. Bu artış devam edecek.
*
Bu sayımızın ekinde EDEBİYAT ORTAMI 2015 ŞİİR YILLIĞI yer alıyor. Bu sene, yıllığı Turan Karataş hazırladı. Beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz. Yıllığımız, Türkiye’nin tek şiir yıllığı olmaya doğru gidiyor.
*
Bu sayımız yine dolgun ve diri bir sayı oldu.
Bu sayımızın söyleşisini, ilk şiir kitabını yayınlayan şair arkadaşımız Emre Döğer ile yaptık. Öncesi Mavi isimli kitabı üzerine konuştuk. Mustafa Karadavut’un sorularına samimi ve derinlikli cevaplar verdi. Genç bir şairin şiire ve hayata ilişkin taze ve diri düşüncelerini ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.

5 Ocak 2013 Cumartesi

UZATMAK VE TUTMAK / Mustafa Karadavut

Çocukken babamın serçe parmağını tutardım. Dışarı çıktığımızda, babam serçe parmağını uzatırdı; ben de hemen küçücük elimle sarılırdım uzatılan bu parmağa. Bazen sağ elinin serçe parmağını uzatırdı bazen de sol elinin serçe parmağını. Bir farkı yoktu benim için, babamın tercihini kavrayamayacak kadar da küçüktüm. Hangisi uzatılırsa uzatılsın ben aynı heyecanı yaşardım.
Babam elimden tutmazdı, ben onun serçe parmağını tutardım. Babamın bu parmağı benim minicik elimi doldururdu. Benim ellerim için oldukça iriydi. Ellerim için en uygunuydu. Babama, yani hayata bir serçe parmağından tutunurdum. Dedim ya babam tutmazdı, ben sarılırdım. Belki de küçücük aklım yanılıyordu. Babam serçe parmağıyla beni sarıyordu. Babam serçe parmağını uzattığı zaman, yüreğim bir serçe gibi pır pır ederdi. Ben bir serçe oluverirdim; babamın parmağı bir menzil, bir ağaç dalı oluverirdi anlayacağınız.
 Ama annem elimden tutardı, elini uzatmazdı, elimi tutardı hem de sımsıkı.  -anneler bir serçe kadar tedirgin mi oluyor- Yalan yok bu beni biraz rahatsız ederdi. Elim acır ve terlerdi. Fakat bu annemin umurunda değildi. Çünkü acı duyduğumu annem nereden anlayabilirdi ki? Ama elimin terlediğini hissedebilirdi herhâlde. Dedim ya babam serçe parmağını uzatırdı, annem elimden tutardı. Uzatmak ve tutmak, tutmak ve uzatmak.
Ha bir de babam benim küçücük adımlarımı hesaplayarak yürürdü. Babamla kilometrelerce yürüsem yorulmazdım. Annem sanki beni sürüklerdi. Kendisi gibi adım atamayacağımı kestiremiyor muydu ki? Belki de annemin sokaktaki acemiliğindendi.
 Demek ki derdim; baba yüreği uzat, ana yüreği tut diyor. Hep düşünmüşümdür; serçe parmağı mı hassastır, el mi? Tabii şunu da hesaba katmak lâzım gelir: Parmak babanın, el annenin.

(Edebiyat Ortamı, 29)

1 Ocak 2013 Salı

TYB 2012 "YILIN ŞAİRİ" ÖDÜLÜ MUSTAFA AYDOĞAN'IN



Türkiye Yazarlar Birliği'nce verilen 2012 Yılı Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülü bağlamında Dergimizin Yayın Yönetmeni Mustafa Aydoğan, Edebiyat Ortamı Yayınlarınca yayınlanan "BUGÜN KONUŞTUKLARIMIZ" adlı şiir kitabıyla YILIN ŞAİRİ seçildi.
Mustafa Aydoğan'ı tebrik ediyoruz.